İddiaya göre; Maya takvimine göre Dünya´ta 12 Aralık 2012 tarihinde dev bir göktaşı çarpacak. Dünyanın her yerini etliyecek iklim değişimleri, seller olacak. İnsan ırkı hayatta kalamayacakmış!. Roland Emmerich’in yeni filmi "2012" işte bu konuyu işliyor!
Ayy! Bu nasıl bir film böyle! Fragmanı yetti! İzlerken kanım dondu diyebilirim... Ne kadar meraklı şu Amerikalılar dünyanın sonunu getirmeye..! Birde şu malum özgürlük anıtlarını sulara gömmeye! Bu filmde Kabeyi de yıkmayı düşünmüşler sonra müslümanların tepkisinden korkmuş yönetmen, vazgeçmiş... İsabetli olmuş. Öyle bir şey yapmaya kalkıştığında başına neler gelebileceğini hayal bile edemiyorum...
Tamam görsel efektler bir harikaydı! Yalnız kurguyla ilgili bir kaç şeye takıldım ben;
Biir
Ne şanslılarmış-ki her şeyden kıl payı sıyrılıyorlar!! { yani biraz fazla saçma olmamış mı her şey hemen arkalarından geliyor ve her nedense onlara bir türlü bişi olmuyor.}
İkii
E sonra onlar nereye kaçtılar ki uçakla? Madem dünyanın sonu gelmiş!! { bizim bilmediğimiz hayat olan bir gezegen vesaire falan mı var yoksa? }
Üüç
O uçağın yakıtı bitince ne olacak birde? {E bunu da filmi izleyince görücez galiba tabii onlar havadayken filmi bitirmediyseler!}
*
Neyse biraz acele ediyorum galiba şu film bi çıksın izleyelim bakalım sadece fragmanı izlemek yeterli değil yorumlamak için...
Geçiyor zaman beklemiyor Aşk birkez kaçınca geri gelmiyor Koş zamani yakala Sakın ha yorulma Geçmişe bakınca yarın gelmiyor Sorularımı, acılarımı Beni kuşatan anılarımı Topladım birer birer Sattım ah bir eskiciye Ne kazandı üzülenler Gözyaşı dökenler Geriye bakıp da düşünenler Kazanamaz asla bu koşuyu Koş sakın ha ayağına bakma Koş sakın ha yarıda bırakma Nefesini tut, durma Aramaktan korkma Zaman zaman durma İçimizden geç... Zaman zaman durma Korkmuyoruz senden...
Şarkı birden başlayıp sizi korkuttuysa özür :)
{ Haftaya dinamik bir şarkı ile merhaba diyelim istedim? Sözlere de dikkat çekerim yalnız! }
*Bozuk paralarımı attığım bir kumbaram vardır. Para biriktirmeyi severim { bi anda esince hepsini harcamayı da! }
*Bayatlayan ekmekleri asla atmam. Bazen fırında kızartıp rondoda çekip bir galeta ununa dönüşürler... Bazende enfes bir ekmek pizzasına...
*Markete mutlaka liste yapıp giderim ve ihtiyaçlarımın dışına çıkmamaya çalışırım. Öyle olduğunda sadece alacaklarınıza odaklanıyorsunuz. Birde kesinlikle karnım açken gitmemeye özen gösteriyorum. Yoksa Allahım o sepet nelerle dolmuyor ki!
*Tasarruflu lamba kullanıyorum. Eskiden evde aydınlatma operasyonu var gibi her odanın ışığı açık olurdu pek önemsemezdim ama son senelerde kullanmadığım odanın ışığını hemen söndürüyorum.
*Tam dolmadan ne bulaşık ne de çamaşır makinesini çalıştırmıyorum. Bulaşık makinesi elde yıkamaktan daha tasarrufluymuş normalde bir akşam yemeğinin bulaşıklarını elde yıkadığınızda 40 litre su harcarken, makinede 12 litre gidiyormuş. Ayrıca A-G’ye uzanan bir enerji yelpazasi içinde, A grubu makineler en az enerji harcayanlar olup G grubu makinelerin çok fazla enerji harcadığına işaret edermiş.
{Zaten bulaşık yıkamaktan da nefret ediyorum..! Bir ütü, iki bulaşık.}
*Çok çok bayılıp gözüm kararmadıkça:) bu bana gerçekten lazım mı diye bir şeyi almadan önce bi süre düşünme payı yaratırım kendime. Ama zaten beni büyülediyse, etiketini bile görmeden kasada buluyorum kendimi.. :(
Zaten bir senedir kıyafet rejimindeyim biliyorsunuz. Tamam bir kaç sefer bozmuş olabilirim. Ama yinede elimden geldiği kadar uydum diyorum. Upon my oath!!
Bu kadar galiba, başka aklıma gelmedi... Yine de fena sayılmam şöyle bi baktım da.
Nasıl becerdin deme bozuşuruz. Ciddiyim! Gülmesene amaaaa...
Oldu işte... İş güzarlığımın tuttuğu bir gündeyim. Sürekli bir şeylerin yerlerini değiştiriyor; Elimi çeneme koyup uzun uzuuun inceliyor; Sonra saçma sapan bahaneler ileri sürerek önceki halinin daha iyi göründüğüne kanaat getirip, hooop başa sar filmi...
Gün boyu çok yoruldum ama görünen hiç bir değişiklik yok ortada...
Tek bonus eşyalar oynayınca dip köşe temizlendi işte..!
Evde değişiklik yapamayınca kendimde yapayım bari dedim...
Veee.. Ta taaam...
Ne olabilir?
Hadi düşün düşün..!
Bildin saçlarım!
Korkma be! Bu sefer sadece kahkül kestim... Hem fena da olmadı sanki...
*
Gamzeye cevap: Evet canım saçlarım uzadı tekrar... Bi daha o hatayı {o kadar kısa kestirmekten bahsediyorum} yapacağımı hiç sanmıyorum :)
Saturday, Kasım 7, 2009
Aşk'ı Memnu modası!
[]
Aşkı'ı Memnu ekranların son zamanlarda en ilgi çekici {benimde kaçırmadan izlediğim} bol ödüllü dizilerinden biri...
Oldukça karışık ve yoğun bir Aşk trafiği var. Durum şemasına şuradan bakabilirsiniz :)
O ona o ona aşık... Tam bi arap saçı :)
Bir kere Behlüle aşık olmayan yok nerdeyse! Ayy ne buluyorlarsa.! Adam sorumsuz, çapkın, amca parası yiyip keyf etmekten başka bi şey yapmayan bir karakter. Ona güvenenin hiç aklı var mı? Ama gönül bu di mi? :) Aşkta mantık oluyor muydu ki!? Bunu unutmuşum... Pardon!
Bihter... Hakikaten güzel kadın şimdi! Ama onda da akıl yok! Sen Adnan bey gibi bir beyefendiyi bırak git o zırzopa aşık ol! Pardon pardooon! Aşkta mantık yoktu dimi? :)
Adnan bey... Adam haza beyefendi! Zarif. Kibar. Tam bir karizma...
Firdevs hanım... Ayy! böyle fettan bir kadın olabilir mi? Ama bayılıyorum bu karaktere! :)
Dizide en sinir olduğum karakter Nihal. Çok sıkıcı buluyorum. Tamam anladık aşıksın Behlüle ama bu kadar yapışılmaz ki bi insana... Ben bile sıkılıyorum izlerken.
Halit Ziya Uşaklıgil'in aynı adlı eserinden uyarlanan bu dizi aslına uygun biterse sonu pek trajedik yanlız!
Kitabı bilen herkes bu acı sonu biliyor zaten o yüzden yazmamda bi mahsur yok sanırım...
Kısaca: Beşir her şeyi Adnan beye anlatıyor. Nihal Behlül'le Bihteri yakalıyor. Behlül her zamanki gibi kaçıyor! Bihter, Adnan'ın artık yüzüne bakamıyacağını düşünüp intihar ediyor! Baba kız da sonunda başbaşa kalıyorlar. The end! Benim bu kadar kısa bir paragrafla özetlememe bakmayın siz, en az 2 senesi var... Belki de daha fazla. "Yaprak dökümü" bile baksanıza kaç senedir bitemedi gitti! {onu hiç izlemedim ama}
Kitabın ana fikri: "İnsanların hayatını sürdüreceği kişiyi iyi seçmeli ve sadece maddi yönünü düşünüp bir insanla evlenmemeli olduğunu dile getirmektedir." miş!
*
Aşk'ı Memnu konusunun ilgi çekiciliğinden başka dizide kullanılan her bir giysi, takı, objenin çılgınlar gibi ilgi görmesi sebebiyle kendi modasını da oluşturmuş durumda.
Oyuncuların giydiği, taktığı, kullandığı her şey yakın takipte... Özellikle de Bihter ve Firdevs hanımın kıyafetleri takıları...
Bihter için kullanılan makyaj malzemeleri M.A.C miş.
Taktığı pırlantalar Bee Goddess markasına aitmiş. Bu arada lafı geçmişken Bee Goddess'ten de kısaca bahsedelim. Bee Goddess Mitolojik kahramanları uyandırıp günümüze taşıyan, altın ve değerli taşlarla süsleyen bir ilham perisiymiş... Koleksiyonundaki farklı coğrafya ve medeniyetlerden gelen sembollerin her birinin kendine ait öyküleri ve enerjileri bulunuyormuş. Bu semboller ve onların hikâyeleri 'sezgini harekete geçir' mesajıyla bize ilham veren tılsım anahtarlarıymış! Felsefeleri buymuş kısaca.
Bihter ve Peykerin ayajkkabılarına sponsor olan Sertaç Delibaşta bu dizinin satışlarını %25 artırdığını söylemiş.
Bu arada diziye sponsor olan bir diğer marka da Linens... Kendi sitesinde Aşk'ı Memnu modası diye yeni bir kategori açmış... Bakın burada...